Nişanlanmada Nedir? | Erzurum Aile Hukuku Avukatı, Erzincan, Kars, Ardahan, Gaziantep,

Nişanlanma Nedir?

Nişanlanma Nedir?| Erzurum Aile Hukuku Avukatı, Erzincan, Kars, Ardahan, Gaziantep,

Nişanlanma Nedir?

Medeni Kanunumuzun aile hukuku kitabının ilk kısmı olan evlilik hukukunun evlenme bölümünde ve bu bölümün birinci ayrımında “nişanlılık” bulunmaktadır. Nişanlılık, Türk Medeni Kanunu’nun 118 ve devam maddelerinde düzenlenmiştir. 

Nişanlanmanın nasıl olacağı 118’inci maddede düzenlenmiştir. Nişanlanma evlenme vaadiyle olur düzenlemesi ile nişanlanmanın ileride birbiriyle evlenmek isteyen ayrı iki cinsten kişinin bu konudaki iradelerini dile getirmeleri ve birbirlerine açıklamaları olarak anlamamıza sebep olmaktadır. 

Nişanlanmanın şartı

Nişanlanmayı doktrinde evliliğin ön şartı olarak görme eğilimi baskındır. Nişanlanmanın evlenecek kimselerin birbirlerini daha yakından tanımaları, birbirlerinin ailelerini tanımaları, nasıl bir gelecek inşa etmek istediklerini görüştükleri evlenmeye hazırlık dönemi olarak nitelendirilebilir. 

Nişanlanmanın mahiyeti

Hukukumuzda nişanlanmanın mahiyeti hakkında bir takım farklı görüşler mevcuttur. Bir takım hukukçular nişanlanmayı, sözleşme yapma vaadi olarak nitelendirirlerken bir kısmı bağımsız bir aile hukuku sözleşmesi olarak görmekte ve ayrı bir değerlendirmeye tabi tutmaktadır. Bu iki görüşün ortak noktası nişanlanmanın bir sözleşme olduğudur.

Nişanlanma sözleşmesi

Nişanlanma sözleşmesinin kurulması için gereken ise iradelerin karşılıklı ve birbirlerine uygun olarak açıklanması şartıdır. Ancak iki ayrı cinsten insanın bu sözleşmeyi yapabilmeleri bazı şartları taşımalarını gerektirir. Bu şartlar olumlu ve olumsuz şartlar olarak ikiye ayrılmaktadır. Olumlu şart olarak; kişinin nişanlanma sözleşmesini yapmaya ehil olması ve bu sözleşmeyi yapma yönünde iradesini açıklamış olmasıdır. Olumsuz şart olarak; nişanlanmayı önleyecek herhangi bir engelinin olmamasıdır. Tam ehliyetliler ve sınırlı ehliyetliler nişanlanmayı serbestçe yapabilir olmalarına karşın sınırlı ehliyetsizler(ayırt etme gücüne sahip küçükler ile ayırt etme gücüne sahip kısıtlılar) yasal temsilcilerinin vermiş olduğu rıza sonucu nişanlanabilirler ancak tam ehliyetsizler ise ayırt etme gücünden yoksun oldukları için yapacakları sözleşme hüküm ve sonuç doğurmayacağı için nişanlanamazlar. Buraya uygulamada karşımıza çıkabilecek bir hususta not bırakmakta fayda görüyorum; nişanlanmanın sınırlı ehliyetsiz açısından hüküm ifade edebilmesi için yasal temsilcinin rıza göstermesi ve onay vermesi gerekmektedir. Burada veliler olan anne ve babanın rızalarını ayrı ayrı veya birlikte vermeleri gerekmektedir, sadece velilerden birinin verdiği rıza yeterli değildir.

Nişanlanma iradesi

Nişanlanma iradesi taraflarca birbirlerine karşılıklı olarak açıklanmalıdır. Bu açıklama açık veya örtülü olabilir, kanunda nişanlanmanın şekline yönelik şekli bir düzenleme bulunmamaktadır. Nişanlanma iradesinin yalnızca nişanlanacak kişiler tarafından açıklanması gerekmektedir, öyle ki kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hakkın kullanılması niteliğinde olan hukuki işlemde temsil geçerli değildir. 

Nişanlanma şarta bağlanabilir mi?

Yine burada değerlendirilmesi gereken bir diğer husus ise nişanlanmanın şarta bağlı olarak yapılıp yapılamayacağı hususudur. Malum olacağı üzere evlenme şarta bağlı olarak yapılamamaktadır ancak nişanlanma gerek geciktirici gerekse bozucu bir şarta bağlanarak yapılabilir. Burada şartın geçerliliğinin sınırı; ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına ve hukuka aykırı olmamasıdır. 

 

Nişanlanmaya engel haller

Olumsuz şartlar olarak belirteceğimiz husus ise nişanlanma engelleridir. Sözleşme mahiyetinde olan nişanlanmanın Borçlar Kanunu’nun 26 ve 27’inci maddelerinde belirtilen hallere aykırı olmaması gerekmektedir. Yazı dizinimizin ilerleyen kısımlarından belirteceğimiz kesin evlenme engelleri ve kesin olmayan evlenme engelleri açısından değerlendirme yapmak gerekmektedir. Öncelikle bilinmesi gereken kesin evlenme engellerinin varlığı halinde nişanlanma da yapılamaz. Kesin evlenme engelleri özetle; akıl hastalığı, yakın derece kan ve kayın hısımlığı, evlatlık ilişkisi ve devam eden evliliktir. Kesin olmayan evlenme engeli olarak boşanma sonrası kadının bekleme süresine uyulmaksızın nişanlanma yapmasıdır. Bu nişanlanmanın geçerli olacağı kabul edilmektedir. 

Nişanlanmanın hükümsüzlüğü

Nişanlanmanın hükümsüzlüğü sonucunu doğuracak haller butlan halleri ve irade bozukluğu halleridir. Yukarıdaki açıklamalarımızda butlan hallerine kısaca değinildi. İrade bozukluğu hallerine de değinilecek olursa iç irade ile dış irade arasında uyumsuzluk bulunması haline irade bozukluğu hali denir. Bu uyumsuzluk yanılma(hata), aldatma(hile), veya korkutma hallerinden ileri gelebilir. Nişanlanmada irade bozukluğu sebebiyle nişanı bozma haklı sebeple nişanı bozma anlamı taşımaktadır. 

NİŞANLANMA İLE İLGİLİ YARGITAY KARARLARI

Hukuki Anlamda Nişanın Olmaması Halinde Yapılan Eylem Haksız Fiil Olarak Nitelenebilir ve Genel Mahkemede Dava Görülür

“… Tarafların bir süre birlikte yaşadıkları, tatile gittikleri mahkemenin de kabulünde olduğu gibi aralarındaki ilişkinin TMK’nun 118.maddesinde düzenlenen “nişanlanma” kapsamında bulunmadığı anlaşılmaktadır. Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarına göre; somut olayda bu eylem haksız fiil niteliğindedir ve nişan kapsamında değerlendirilemez. Bu nedenle “hediyelerin iadesine” ilişkin davanın Aile Mahkemesinde değil, genel mahkemede bakılıp sonuçlandırılması gerekir.” Yargıtay 3.H.D. 2015/11211 Esas 2015/18974 Karar 26.11.2015 Tarih

Evli Bir Kişi Bir Başkası İle Nişanlanamaz, Yaptığı Nişan Hükümsüzdür

“… Somut olayda, her ne kadar davanın niteliği nişan bozulması nedeniyle eşyaların iadesi davası olarak adlandırılmış ve bu nedenle de Aile Mahkemesi tarafından yargılama yapılarak sonucuna uygun karar verilmiş ise de; davacının 09.02.2004 tarihinden beri Fas uyruklu bir bayanla evli olduğu ve bu evliliğin Modena Mahkemesi’ne 18.12.2008 tarihinde açtıkları dava sonucu boşanma kararı verilerek sona erdirildiği anlaşılmaktadır. Davalının ise 21.09.2006 tarihinde nişanlandığı ve davalıdan ayrılma sebebinin de bu olaya dayandığı anlaşılmaktadır. Yine, TMK’nın 118. maddesi hükmüne göre; ‘nişanlanma, evlenme vaadiyle olur.’ Gerçekte evli olan birisi bir başkası ile yeniden nişanlanma akdi yapamaz. Şayet yapılmış ise, yapılan bu akit geçersiz olup, yasal anlamda nişan akdi olarak kabulü olanaksızdır. Bu durumda da Aile Mahkemesi tarafından yargılama yapılması mümkün değildir. Görev, kamu düzenine ilişkin olup, taraflarca ileri sürülmese bile, mahkemece re’sen nazara alınması gerekmektedir….”

Facebook
Twitter
LinkedIn
Email