
BOŞANMANIN MALİ SONUÇLARI NELERDİR?
- Ölüme Bağlı Tasarrufların Hükümsüz Kalması
Medeni Kanun’un 181’inci maddesi uyarınca boşanan eşler boşanmadan önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla kendilerine sağlanan hakları aksi tasarruftan anlaşılmadıkça kaybeder. Boşanmadan önce eşler ölüme bağlı bir tasarruf yapmış olması halinde örneğin bir vasiyetname ile belirli bir malvarlığı bırakmışsa vasiyet alacaklısı boşanma kesinleşmesi halinde vasiyetnamede verilen malı alma hakkını kaybedecektir. Bunun istisnası tasarruftan aksinin anlaşılmamasıdır. Aynı örnek üzerinden devam edecek olursak vasiyetnamede boşanma halinde dahi bu vasiyetnamenin hüküm ifade edeceği yönünde bir kayıt konulmuş ise bu tasarruf geçerliliğini sürdürür.
- Mal Rejiminin Tasfiyesi
Boşanmanın akabinde eşlerin tabi oldukları mal rejimine ilişkin tasfiye kuralları ve usulü uygulanır. Mal rejimlerinin ilerleyen bölümlerde detaylı olarak ele alacağız.
- Maddi Tazminat
Maddi tazminat talebi eşler tarafından boşanma aşamasında istenilebileceği gibi boşanmadan sonra da istenebilir. Kanun hükmü aşağıda paylaşıldığı gibidir.
Türk Medeni Kanunu’nun 174’üncü maddesi uyarınca:
“Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir.
Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.”
Boşanmada Maddi Tazminatın Şartları Nelerdir?
- Tazminat İsteyen Taraf Kusursuz Ya da Daha Az Kusurlu Olmalıdır
Kanun burada kusursuzluk veya daha az kusurlu olma halini koşul olarak karşımıza çıkarmaktadır. Kısaca burada kusuru şöyle ele almak mümkündür; kusurlu davranış ile evlilik birliğinin sonlanması arasında sebep sonuç ilişkisi olduğu kabul edilirse bu halde kusurun olduğunu kabul etmek gerekir. Hâkim bu nedensellik bağının olmadığını kabul ederse maddi tazminata hükmedecektir. Ancak maddi tazminat isteyen eş diğer eşten daha az kusurlu ise hâkim ortak (müterafik) kusur dolayısıyla Borçlar Kanunu’nun 52’inci maddesi uyarınca hakim tazminatı indirebilir.
- Davalı Taraf Kusurlu Olmalıdır
Evlilik birliğinin temelden sarsılması boşanma sebebinde davalı taraf her zaman kendi kusuruyla boşanmaya sebep olmaz; elinde olmayan sebeplerle akıl hastası olması durumunda davacı ortak hayatın çekilmez olduğunu ileri sürmek kaydıyla boşanma davası açabilir ancak boşanmada kusuru olmayan davalıdan tazminat isteyemez.
- Tazminat İsteyen Tarafın Mevcut veya Beklenen Bir Menfaatinin Boşanma Sebebiyle Zedelenmesi Gerekmektedir
Mevcut menfaat boşanma olmasaydı, kusursuz veya daha az kusurlu olan eşin evlilik devam ettiği sürece elde etmeye devam edeceği yararlardır. Örnek olarak yasal mal rejiminden doğan hakları kaybetmesi, boşanma sonucunda diğerine ait malların ve sermayenin geri verilmesi, karşılıklı bakım ve nafaka haklarından mahrum olma halleri gösterilebilir.
Beklenen menfaat, sağlanmış veya sağlanmakta olan bir menfaat olmayıp devam etseydi elde edebileceği menfaatlerdir. Örnek olarak ölüme bağlı tasarruflar, sigortadan kaynaklanan haklar, eşinin iş yerinden elde ettiği gelir gibi menfaatler gösterilebilir.
Boşanamda Maddi Tazminatın Miktarı ve Şekli Nelerdir
Maddi tazminatın miktarını tayin etme doğrudan hâkimin takdirindedir. Takdir ederken tarafların kusur derecelerini, ekonomik ve sosyal durumlarını, evliliğin süresi gibi birtakım kıstasları göz önünde bulundurarak uygun bir tazminata hükmetmelidir. Yine kusursuz veya daha az kusurlu eşin yaşı, eğitim seviyesi, daha sonra evlenme ihtimalinin bulunup bulunmadığı gibi hususlarında değerlendirme açısından dikkate alınması gerektiği Yargıtay’ca kabul edilmiştir.
Belirlenen maddi tazminat toplu olarak ödenebileceği gibi taksit(irat) şeklinde ödenmesine de karar verebilir. Hatta hâkim bazı malların kusursuz veya daha az kusurlu eşe vermesi yönünde hüküm de kurabilir.
Maddi tazminat boşanma hükmü kesinleşmesi ile birlikte muaccel olur. Maddi tazminat ancak kusursuz veya daha az kusurlu eş tarafından istenirse hâkim karar verebilir, kendiliğinden maddi tazminata hükmedemez.
- Manevi Tazminat
Türk Medeni Kanunumuz boşanma sebebiyle manevi tazminat isteme hakkını düzenlemiştir.
Madde 174 / 2 : “Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.” demek suretiyle manevi tazminat hakkını hükme bağlamıştır.
Manevi Tazminat İsteme Şartları
- Davalı Taraf Kusurlu Olmalıdır.
Davalı taraf kişilik haklarına saldırısında kusurlu olmalıdır. Burada aranan kusur ağır kusurlu olması değildir.
- Tazminat İsteyen Tarafın Kişilik Hakkı Zedelenmiş Olmalıdır.
Boşanma sebebinin etkisi ve davacıda yarattığı elem ve üzüntünün derecesi kişilik hakkının zedelenmesini belirler. Bu tazminatın amacı boşanma ile kişilik hakkı zedelenen eşin bozulan manevi dengesinin giderilmesidir. Yalın haliyle boşanma manevi tazminat ödenmesi için yeterli bir neden değildir.
Manevi Tazminatın Miktarı ve Şekli
Manevi tazminatın miktarı hâkim tarafından belirlenir. Hâkim davacının kişilik hakkının ne surette ve ne derecede zedelendiğini belirlemesi gerekmektedir. Maddi tazminattan farklı olarak hâkimin mutlaka bir paraya hükmetmesi gerekmektedir. Tıpkı maddi tazminatta olduğu gibi hâkim tarafından takdir edilen manevi tazminatın infazı için kararın kesinleşmesi gerekmektedir. Manevi tazminat belirlenirken davalının kusurunun ağırlığı ve ekonomik durumunun nasıl olduğu hâkim tarafından nazara alınmalıdır.
- Yoksulluk Nafakası
Boşanma davalarının önemli fer’i sonuçlarından birisi yoksulluk nafakasına hükmedilebilecek olmasıdır. Türk Medeni Kanunu’nun 175’inci maddesi uyarınca düzenlenmiştir.
“Madde 175- Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.
Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.”
Yoksulluk nafakası toplumsal dengelerin korunması ve boşanan eşlerin bir bakıma hayatlarını sürdürebilmesi amacıyla düzenlenmiştir.
Yoksulluk Nafakasının Şartları
- Taraflardan Birisinin İstemde Bulunması
Hâkim kendiliğinden nafakaya hükmedemez, ancak talep halinde yoksulluk nafakası hakkında karar verebilir.
- İstemde Bulunan Tarafın Kusurunun Daha Ağır Olmaması
Kanun koyucu nafaka yükümlüsünün kusurlu olup olmadığı ile ilgilenmeksizin hüküm kurabilir ancak; eğer devam eden boşanma sürecinde kusur açısından nafaka isteyen tarafın nafaka yükümlüsünden daha kusurlu olması halinde yoksulluk nafakası isteyemeyeceği belirtilmiştir.
- İstemde Bulunan Tarafın Yoksulluğa Düşme Tehlikesi Yaşaması
Evlilik sonrası bir tarafın yoksulluğa düşeceğinin kabulü için kabul edilen kıstas; boşanan eşin geçimini kendi mali kaynakları ve çalışma gücüyle sağlama imkânından yoksul olmasıdır. Burada yoksulluk tehlikesi büyük bir yoksulluk değil ortalama yani normal yoksulluk tehlikesidir.
- Nafakanın Diğer Tarafın Mali Gücüyle Orantılı Olması
Hâkim nafakayı takdir ederken nafaka yükümlüsünün ekonomik durumunu değerlendirerek hüküm vermelidir. Ödenecek nafaka istemde bulunan kişinin normal koşullar altında yaşamını sürdürebileceği şekilde olmalıdır.
Yoksulluk Nafakasının Süresi
Boşanma davası kesinleşene kadar istenebileceği gibi; boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 1 yıl içerisinde de istenilebilir.
Yoksulluk Nafakası Davasında Yetki
Boşanmadan sonra açılacak nafaka davasında veya nafakanın artırılması veya azaltılması davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. (TMK 177)
- Tazminat ve Nafakanın Ödenmesi Biçimi
Türk Medeni Kanunu’nun 176’ncı maddesinde madde hükmü bizim başlığımızla aynı olup ödenme biçimi kanun koyucu tarafından açıkça belirtilmiştir
“Madde 176-
Maddî tazminat ve yoksulluk nafakasının toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir.
Manevî tazminatın irat biçiminde ödenmesine karar verilemez.
İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılır.
Tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.
Hâkim, istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.”
Burada hükümde konu açıkça belirtilmiş olup ayrıca açıklama yapılmayacaktır ancak önemle dikkat çekilmesi gereken bir husus vardır. Maddi tazminat ve nafaka ödemeleri irat biçiminde ödenmesi gerek tarafların anlaşması ile gerekse hâkimin hükmü ile kararlaştırılmış olsun; eğer taraflardan biri ölürse bu yükümlülükler kendiliğinden kalkar. Ayrıca alacaklı resmi evlilik olmaksızın fiilen evlenmiş gibi yaşaması, yoksulluğun ortadan kalkması, haysiyetsiz hayat sürmesi halinde mahkeme kararıyla kaldırılır.
Yine maddi tazminat veya yoksulluk nafakası açısından irat ödeyen eşin ekonomik durumunun değişmesi halinde veya hakkaniyet gereğince bunların artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.
Boşanmanın Mali sonuçlarında Zamanaşımı
Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesi itibariyle bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. (TMK 178)
Boşanmanın Mali sonuçları İle İlgili Yargıtay Kararları
- “… Türk Medeni Kanununun 175. maddesinde, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın kusuru daha ağır olmamak koşuluyla, geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebileceği, nafaka yükümlüsünün kusurunun aranmayacağı açıklanmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun… sayılı ilamlarında da kabul edildiği gibi; yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür, eğitim gibi… maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanları yoksul kabul etmek gerekir, asgari ücret seviyesinde gelire sahip olunması yoksulluk nafakasının bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu olarak kabul edilmemektedir. Yoksulluk durumu; günün ekonomik koşulları ile birlikte tarafların sosyal ve ekonomik durumları, yaşam tarzları, evlilik süreleri, evlilik boyunca ve boşanma sonrası oluşacak yaşam düzeyleri birlikte değerlendirilerek takdir edilmelidir. Her ne kadar davacı kadının SSK’dan 449,76 YTL. yaşlılık aylığı, özel sigortadan yıllık 1.324 YTL. geliri olduğu ve hükmedilen maddi tazminat miktarı gözetildiğinde yoksulluğa düşmeyeceği ileri sürülmüşse de, hükmedilen maddi ve manevi tazminatların hukuksal dayanağı ile yoksulluk nafakasının hukuksal dayanağı birbirinden farklı olup biri diğerinin yerine ikame edilemeyeceği gibi, birini alanın diğerini alamayacağının ileri sürülmesi yasal mevzuat karşısında mümkün görülmemektedir. Ayrıca; davacının davalıya ait evde oturması, davacının her an onu evden çıkarabilecek olması, davacının gelir durumu ile davalının geliri arasında anormal sayılacak bir farkın bulunması, davacının aldığı yaşlılık aylığı ve özel sigorta miktarının davacıyı yoksulluktan kurtarmasının mümkün görünmemesi karşısında, davacıya uygun miktarda yoksulluk nafakası verilmesi gerekmektedir….” Yargıtay H.G.K. 2009/2-73 Esas 2009/118 Karar 11.03.2009 Tarih
“… Davalı kadının emekli olduğu, düzenli ve sürekli gelirinin bulunduğu, boşanmakla yoksulluğa düşmeyeceği toplanan delillerden anlaşılmıştır. Türk Medeni Kanununun 175. madde koşulları oluşmamıştır. Davalı kadının yoksulluk nafakası isteğinin reddi gerekirken, yazılı şekilde yoksulluk nafakası takdiri doğru görülmemiştir.” Yargıtay 2.H.D. 2015/12513 Esas 2016/2569 Karar 16.02.2016 Tarih